Abbath’sız Immortal’dan Yeni Albüm: Northern Chaos Gods

Konuyla alakalı olanların malumu olduğu üzere Immortal metal camiasında bir ayrı sevilmiştir hep. Bu sevgi genelde hep bir espritüellik üzerinden yürüse de yine de sevilir sayılır Immortal. Sonuçta bu kadar sevilmese şu video klibe rağmen bugün hala daha kendilerini nasıl konuşuyor olabilirdik ki?

 

 

🙂

Ona rağmen, Immortal’ın black metal’de takındığı üslubun hiç bir zaman büyük bir seveni olamamışımdır. Elbette ki karlı havalarda mutlaka bir “At the Heart of Winter” girişini ararım kulaklarımda ya da “The Darkness That Embrace Me” gibi thrash tavırlarının hafif hafif ön plana çıktığı şarkılarından büyük zevk alırım ama… Çoğunlukla o kadar işte. Ha bir de, 2009 çıkışlı geri dönüş albümleri “All Shall Fall”da da çok süper anlar vardı. “The Rise of Darkness” ya da “Arctic Swarm” falan çok iyiydi.

Velhasıl, bu Immortal’a karşı olan genel ilgisizliğimden, nev-i şahsına münhasır muhteşem kişilik Abbath’ın bir kaç sene önce Immortal ile ilişkisi kesildiğinde pek üzerine düşünmemiş, pek çok Immortal seveninin düşündüğü gibi “bu sefer bittiler kesin” gibi şeyleri aklımdan geçirmemiş, oldukça nötr kalmıştım duruma karşı.

Abbath’sız Immortal’da dümenin tam olarak başına geçen Demonaz önderliğindeki ilk Immortal albümü olan “Northern Chaos Gods” sevenlerinin uzun bekleyişinin ardından 6 Haziran 2018 tarihinde piyasaya çıktı.

Albümü pek büyük bir beklentiyle dinlemeye başlamadığımı söylemeliyim. Sonuçta Abbath yoktu ki bunun getirdiği en önemli değişiklik vokal meselesiydi. Nasıl olabileceğine dair en ufak bir fikrim yoktu çünkü Immortal’a olan ilgisizliğimden ötürü Demonaz’ın solo albümünü de pas geçip dinlememiştim. Ne var ki, çok nefis bir ters köşe oldu albüm bana. 9-10 gündür durup durup çeviriyorum her boşlukta. Ve her dinleyişimde 42 dakikalık bir Immortal kariyer retrospektifinin su gibi akıp geçtiğine şahit oluyorum.

 

 

Vaktiyle kolunda oluşan rahatsızlık nedeniyle gitarist pozisyonunu bırakarak söz yazımı ve grup menajerliği gibi işlere yoğunlaşan Demonaz, kolundaki sorun hala daha devam ediyor olmasına rağmen sadece vokalleri almakla kalmayıp gitarları da kendi üstlenmiş Northern Chaos Gods için. Boşalan bas gitar pozisyonuna da grubun aynı zaman prodüktörlüğünü yapan, Hypocrisy ve Pain gibi işlerden tanıdığımız süper adam Peter Tägtgren uygun görülmüş. Horgh ise uzun zamandır olduğu gibi davul koltuğunun başında oturmaya devam etmiş.

Peter Tägtgren demişken, evet albümün prodüksiyonun kendisi tarafından yapıldığı 500 metreden belli oluyor yine. 2000’lerin başında hoş duyulsa da artık beni baya sıktı bu “Abyss” sound’u. Neyse ki bu albümü öldürmemiş bu sound.

 

 

Albümün bizzat kendisine gelince… Hemen üstte gördüğünüz, albümle aynı adı taşıyan şarkı olan “Northern Chaos Gods” ile fırtına gibi açılıyor albüm. Baya, baya tavizsiz olduğunu daha ilk dakikadan belli ediyor dinleyiciye. Immortal’dan beklediği üzere thrash etkili gitar riff’leri, gayet yerinde bir davul işçiliği ve daha önemlisi hiç de kulak tırmalamayan vokaller.

Demonaz’ın sesini kullanış şekli ve ses rengi bilinen Immortal ile gayet uyumlu ve iç içe geçmiş. Kesinlikle yabancılık çekmiyorsunuz dinlerken.

İlk şarkının genel kimyası neredeyse tüm albüme sirayet etmiş durumda. Arada nispeten orta tempolu bir kaç şarkı bulunsa da bunlar dinleyicinin modunu kesinlikle düşürmüyor aksine akışa o kadar güzel yedirilmiş durumdalar ki özellikle dikkat etmediğiniz sürece orta tempolu şarkılar olduğunu fark edemiyorsunuz bile. Orta tempolu şarkılar da dahi gitar riff’lerinin sertliğinden en ufak bir şekilde taviz verilmemiş durumda çünkü.

Albümde benim için açılış şarkısı ile birlikte öne çıkan diğer şarkılar “Gates to Blashyrkh”, “Grim Dark” ve “Blacker of Worlds” oldu. Ancak bunları seçerken bile zorlandım çünkü “şu da kötü olmuş” diyebileceğim bir şarkı yok. Hepsinin kendine has çok güzel anları mevcut.

Örneğin Gates to Blashyrkh’in içerisinde ve Where Mountains Rise’ın girişinde “At the Heart of Winter”dan hatırlayacağınız atmosferik arpej bölümleri, Mighty Ravendark’ın epikliği ve ihtişamı, Into Battle Ride’ın tıpkı “Blacker of Worlds”de de mevcut olduğu gibi “kısa ve acısız” yaklaşımı… Hepsi, her şey çok başarılı.

 

 

Black Metal’in neredeyse ikinci altın çağını yaşadığını söyleyebileceğimiz, birbirinden karanlık ve ihtişamlı albümlerin peşi sıra çıktığı şu dönemde iyi bir Immortal albümü dinlemek de keyif vermedi değil. Üst satırlarda söylediğim kariyer retrospektifi durumu yani grubun kariyerinde imzası haline gelmiş hareketlerden pek çoğunu derli toplu bestelerin içerisinde bulabilmek, taviz verilmemiş, sertlik dozu düşürülmemiş daha rafine bir Immortal dinlemek falan, gerçekten harika.

Kısacası Northern Chaos Gods, genel beklentinin aksine iyi hatta çok iyi bir albüm. Immortal’ın üslubunu sevip de bu albümü sevmemek imkansız gibi bir şey. Genel olarak ekstrem metal türlerinden hoşlanıyorsanız da mutlaka bir dinlemeniz lazım. En iyisi mi? Elbette değil ki ne grubun böyle bir iddiası ne de dinleyenlerinin böyle bir beklentisi var.

Tadını çıkarmak gerek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön