Taxim Beyoğlu Trio: Naifliğin Müzikte Vücut Bulmuş Hali

İstanbul’un Avrupa Yakası’nın ana hatlarını bilenler, Zeytinburnu ile Bakırköy’ün bir nevi ilçe sınırında kalan Marmara Forum adındaki alışveriş merkezine aşinalardır. Burası toplu taşıma kullanarak gelenler için bildiğiniz bir azap gibidir. Zeytinburnu aktarma istasyonuna bir şekilde ulaşır ve oradan eciş bücüş, sapa kaldırımlarda uzunca yürüyerek bu alışveriş merkezine ulaşırsınız… Bizim de, yani o zamanki ev arkadaşımla beraber tam olarak bunu yaptığımız ve ilk defa bu alışveriş merkezine, tamamen saçma nedenlerden dolayı gittiğimiz bir gündü. Yanlış hatırlamıyorsam o ara Türkiye’ye yeni girmiş bir kulaklık peşinde koşuyorduk falan…

Her neyse, bakacağımıza baktık, dedik “e gelmişken bir bakalım şuraya nedir ne değildir”. Baya da sakindi ortam zaten pek kimseler yoktu yani beklenenin aksine. O mağaza, bu mağaza derken bizim pek çoğu alışveriş merkezlerindeki en önemli mekan olan D&R’la karşılaştık ve soluksuz attık içeri kendimizi….

Yine bilenler bilir, eğer değişmediyse buradaki D&R öyle büyüktür ki başından sonunu göremezsiniz neredeyse. Biraz da kavisli bir yapısı vardır falan. Nitekim ortamın pek de kalabalık olmamasından herhalde, çalışanlar da mekanda çalan müziği sesini makul bir seviyeye indirmişler. Tam böyle kitap bakılacak şartlara sahip ortam yani, nefis.

Ayrıldık tabi mekan içinde ev arkadaşımla. O raf senin bu raf senin sakin sakin geziyorum… Geziyorum da bir şey takıldı kulağıma. Ses de çok yüksek değil, ilk bir anlayamadım. Bu neydi falan diye geçirdim içimden… Dinledim bir süre. Söz de yok zaten müzik enstrümantal. Çıkacak dilimin ucunda ama olmuyor bir türlü… Sonra, nakarat başlayınca, sözlere eşlik ederken buldum kendimi yavaş yavaş…

 

Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler…
Hani o güzel gözlü ceylanların pınarı…
Hani kuşlar ağaçlar, binbir renkli çiçekler…
Nasıl yakalamıştık saçlarından baharı…

 

Çocukluğum boyunca şahit olduğum, kimi zaman ufak ufak katılımcısı olduğum efsanevi çilingir sofralarının vazgeçilmez istek şarkılarından biriydi çalan… “Nasıl Geçti Habersiz”… Bir Türk Sanat Müziği klasiği. Sözleri taa o yıllardan biri aklımda hiç unutulmamak üzere.

İşin özü yıllardır çeşit çeşit insanlardan dinlediğim bu şarkıyı bir mağazada alelade duymuş olmam beni bu kadar çok etkilememeliydi ama… Meğerse Taxim Beyoğlu Trio çalınca, etkileniyormuş insan, her nerede duyarsa duysun. Bu şekilde kendileriyle ilk tanışmamı gerçekleştirmiş oldum.

“Hacı duyuyor musun çok acayip ya” dedim ev arkadaşıma. “Aynen abi güzelmiş” gibi bir karşılık aldım. Ne olduğunu öğrenmek için o albümleri çalan zımbırtının başına gittiğimizde ekibin o aralar henüz yeni çıkmış olan “Cafe de Beyoğlu, Vol. 4” isimli albümlerini dinlemekte olduğumuzu öğrendik. CD’nin fiyatı yanlış hatırlamıyorsam 12 küsur liraydı. Çulsuzluğun dibinde gezdiğimiz o ara varımı yoğumu bir kulaklığa gömme niyetinde olduğumdan o CD’yi almayı ne çok istesem de param yetmedi o gün ve alamadım…

Gecenin ilerleyen bir saati eve girip bilgisayarımın başına geçtiğimde ilk yaptığım şey o şarkıları dinleyebileceğim bir kaynak bulmaktı. Neyse ki Youtube’a yüklenmiş olduğundan çok aranmadan dinlemeye başlayabildim.

O gece özellikle Selami Şahin’in “Özledim” yorumunu kaç defa dinledim inanın sayısını bilmiyorum…

Taxim Beyoğlu Trio, adından da anlaşılabileceği üzere üç ‘müzisyenden’ oluşuyor ve beste yapmak yerine, yorum yapıyorlar. Kemanda “Tarlan Gazanferoğlu”, piyanoda “Natalya Grudnyakova” ve kontrbasta “Özgür Uluçınar”dan oluşan ekip üyeleri hakkında, pek de magazinsel bireyler olmadıkları nedeniyle yaygın bilgi bulmak zor. Ben öncelikle özgeçmişlerine dair bulabildiklerimi sizlerle paylaşayım.

 

Tarlan Gazanferoğlu: Bakü’de doğdu. 7 yaşında üstün yetenekli çocuklar için eğitim veren Bül-Bül Müzik Okulu’nun Keman Bölümü’nü kazandı. 11 yıl eğitim aldıktan sonra Uzeyir Hacıbeyov Azerbaycan Devlet Konservatuarı’nı girdi. 1978’de pekiyi derece ile mezun oldu. 1976- 1978 yılları arasında Azerbaycan Radyo ve Televizyon Kurumu’na bağlı Devlet Senfoni ve Caz Orkestrası’nda görev aldı. 1978’de Devlet Filarmoni’ye bağlı Gara Garayev ve Azerbaycan Oda Orkestrası’nda çalıştı. Devlet Sanatçısı Nazim Rzayev yönetiminde 14 yıl boyunca birinci keman grubunda çaldı. 1985- 1989 arasında Azerbaycan Bilim Akademlisi’ne bağlı Mimarlık ve Sanat Bilim Araştırma Enstitüsü’nde müzikoloji dalında master yaptı. 1992’den bu yana Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nda birinci keman grubu sanatçısı olarak görev yapıyor.

 

Natalya Grudnyakova: Rusya’nın Magnitogorsk şerinde doğdu. Müzik eğitimine 5 yaşında Magnitogorsk Konservatuvarı 5 Numaralı Müzik Okulu Piyano Bölümü’nde başladı. Ardından konservatuvarın lise ve üniversite Piyano ve Müzikoloji Bölümü’nden mezun oldu. Müzik faaliyetlerine 2001 yılında geldiği ülkemizde devam etti. Smile grubu ve Cool Akustik Trio’dan sonra Taxim Beyoğlu Trio’ya katıldı.

 

Özgür Uluçınar: 1988 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’na girerek ilk kontrbas çalışmalarına başladı. 1993’te Akdeniz Gençlik Orkestrası’na katıldı. 1994’te British Council’in düzenlediği Young Musician of the Year yarımasında 1. oldu. Mezuniyetinin ardından Manchester’daki Royal Northern College of Music’de Royal Filarmoni Orkestrası’nın kontrbas grup şefi Corin Long ile çalıştı. 2001’de Belçika’da Jugend Festival Chamber Music yarımasında Kontrbass Dörtlüsü ile birinci seçildi. Sanatçı, 1997’den bu yana Ankara Devlet Opera ve Balesi’ndeki görevini sürdürmektedir.

 

Ekip bugüne kadar çıkardığı dört albümün birisi hariç -ki bu albüm sinema klasikleri üzerine bir tür konsept çalışmadır- Türkiye’de üretilen müziğin çeşitli dallarından sevilen eserleri modern bir keman & piyano dinletisi halinde enstrümantal bir şekilde bizlere sunuyor.

 

 

Albümlerde yorumlanan şarkıların üzerinde o kadar nazikçe çalışılmış ki, barındırdığı hiç bir hissiyatı kaybetmeden bambaşka bir forma sokmayı başarmış ekip. Bazen şarkıların orijinalleri yerine Taxim Beyoğlu Trio yorumlarını bile dinlemek geliyor içinizden. Açıkçası çok ayırt etmesem de, orijinallerine beslediğim sevgiden ötürü benim favori yorumlarım ikinci ve dördüncü albümlerde yoğunlaşmış durumda. Bana Ellerini Ver, Özledim, İkinci Bahar, Nasıl Geçti Habersiz, Hatıralar… İnsan hangi birini sayacağını ya da hangi birini ayrı tutabileceğini bilmiyor gerçekten.

İşin özü, ister niyetiniz loş bir odada tek başınıza kafa dinlemek olsun, ister biraz hüzünlenip elinizde şarabınızla şehrin ışıklarına dalmak… İster tek başınıza, ister partnerinizle…  İster arabanızla uzun bir yolda, ister kısa bir akşam yürüşünde… Aradığınız her ‘yoğun’ duyguyu barındıran bir müzik ziyafeti sunuyor Taxim Beyoğlu Trio sunuyor sizlere ve bugüne kadar hiç denk gelmediyseniz, mutlaka bir kulak vermelisiniz. Böylesi naifliği bir başka şeyde tatmanız kolay değil.

 

PS: Hüsnü Şenlendirici’nin grubu olan “Taksim Trio” ile karıştırmamanızı önemle rica ediyorum. 🙂 O başka, bu çok başka…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön